Sıkça Sorulanlar

  • Kalp damar hastalıkları risk faktörleri nelerdir?
    1. Yaş: Erkeklerde 45 yaşın üstü, kadınlarda 55 yaşın üstü
    2. Cins: Erkeklerde daha sık
    3. Aile öyküsü: Birinci derecede (anne, baba, kardeş) akrabalarda kalp damar hastalığı, kalp krizi (infarktüs) veya ani erken yaşta ölüm bulunması
    4. Hastanın kendisinde tıkayıcı periferik hastalık ( bacak atar damarlarının tıkalı olması ) ya da serebrovasküler ( boyun damarlarında darlık ) hastalık bulunması
    5. >Sigara içiyor olmak
    6. Hipertansiyon (140/90 mmHg veya daha fazla veya hipertansiyon için tedavi alıyor olmak)
    7. İyi kolesterol olan bilinen HDL kolesterolünün 40 mg/dl\\\\\\\\\\\\\\\'den düşük olması damar tıkanıklığını tetikler. ( Not: İyi kolesterol olan HDL ‘nin 60 mg/dl ‘den fazla olması damar hastalığı gelişmesi riskini azaltmaktadır. )
    8. Kötü kolesterol olarak bilinen LDL-kolesterolün yüksek olması
    9. Şeker hastalığı (Diabetes Mellitus)
    10. Şişmanlık
    11. Hareketsiz yaşam stili
    12. Stres: Uzun bir zaman sürekli strese maruz kalma hastalığın gelişmesini kolaylaştırmaktadır.
  • Kalp krizi geçirme riskim var mı?
  • Aynı yaşta olsa bile her insanın kalp krizi geçirme riski, bir diğerine göre oldukça farklıdır. Yüksek kolestrol,yüksek tansiyon, şeker hastalığı ( diyabet ), sigara içimi, ailede kalp hastalığının bulunması, haraketsiz yaşam biçimi, özellikle 45 yaş üstü ve erkek cinsiyet önemli risk faktörleridir. Bu faktörlerden bir kişide aynı anda ne kadar çok sayıda bulunuyorsa o kişinin kalp krizi riski o kadar yüksek olur.
  • Kalp krizinin belirtileri nelerdir?
  • Göğüs ağrısı ve nefes darlığı kalp krizinin en önemli belirtisidir. Aniden başlayan, göğsün ön duvarından boyna ve çeneye doğru yayılan, bazen omuz ve kolların iç kısmına vurabilen sıkışma/baskı hissi tarzındaki ağrılar kalp krizini düşündürmelidir. Bazı durumlarda göğüs ağrısı olmadan da (özelikle şeker hastalarında ) kalp krizi geçirilebilir ( sessiz kalp krizi) . Bazen ani başlayan nefes darlığı, soğuk terleme ve kalp çarpıntısı olabilir. Bu şikayetlerin kalp krizi olup olmadığı sorusu akla geldiği an, hemen en yakın bir hastane acil servisine başvurup, kalp elektrosu çektirerek, bu konuda uzman bir hekimle görüşmek hayati önem taşımaktadır.
  • Koroner by-pass ameliyatı nasıl yapılır?
  • Kalbi besleyen koroner damarlarda oluşan darlık ve tıkanıklığa bağlı oluşan rahatsızlık olan koroner arter hastalığında cerrahi tedavi göğüs kafesi açılarak yapılır. Göğüs kafesine ufak birkaç delik açılarak yapılan operasyonlarda vardır. Ancak bu cerrahi prosedür her hastaya uygulanamaz. Klasik cerrahide göğüs açıldıktan sonra kalp ve akciğerler kalp-akciğer pompası denilen bir cihaza bağlanır. Böylece kalp ve akciğerler devre dışı bırakılır. Bu sırada genelde ayaktan, göğüs içerisinden ( meme atardamarı ) ya da koldan yedek damarlar hazırlanır. Hazırlanan bu damarlar kalp üzerinde tıkalı atardamarı by-pass ( köprüleme ) yapacak şekilde hastanın kendi atardamarına dikilir ( anastomoz ).Böylece kan tıkalı damar yerine yeni takılan bu damarlar üzerinden ilerleyerek kalbi besler. Kalp ve akciğer pompa denilen cihazdan ayrılır. Hastanın ameliyatı böylece tamamlanmış olur. Uyur halde yoğun bakıma alınır.
  • Çalışan kalpte by-pass ameliyatı nasıl yapılır?
  • Çalışan kalpte by-pass ameliyatında kalp durdurulmadan yani kalp-akciğer pompasına bağlanmadan yapılan ameliyattır. Bu ameliyat ileri yaştaki, akciğer fonksiyonları ileri derecede bozulmuş, böbrek fonksiyonları bozuk hastalar, kalp krizine bağlı kalp performansının düşük olduğu hastalar ile felç geçirme riski olan hastalara uygulanır. Özel cihazlarla kalp çalışmaya devam ederken tıkalı damar bölgesi hareketsiz hala getirilerek önceden ayaktan, göğüs damarından veya kol damarından hazırlanan yeni damar ile by-pass yapılır. Bu ameliyatlarda hastanın hastanede kalış süresinin ve ameliyatta kan kullanılmasının az olması en avantajlarındandır.
  • Toplar damar tıkanıklığının tedavisi nasıl yapılır?
  • Toplardamar tıkanıklıkları tedavisi güç olan ve hastaların yaşamlarını önemli ölçüde zora sokan ve yaşam kalitesini düşüren hastalıklardandır. Tıkanıklık toplardamar içinde çeşitli nedenlerle pıhtı oluşması ile başlar. Bu pıhtının en önemli komplikasyonu yerinden koparak damar boyunca ilerleyerek akciğerlere gitmesi ve burada akciğer fonksyonunu bozarak solunum yetmezliğine neden olmasıdır ( emboli ). Bu nedenle özellikle tek taraflı olarak bacakta başlayan şişme, ağrı, kızarıklık ihmal edilmemeli mutlaka hekime başvurulmalıdır. Tedavi olarak yatak istirahatı, kan sulandırıcı iğneler, haplar, erken dönemde katater ile pıhtını eritilmesi ve anjioplasti uygulanabilinir.
  • Varis tedavisinde en uygun tedavi yöntemi nedir?
  • Varis, hayat kalitesini etkileyen küçümsenmemesi gereken bir rahatsızlıktır. Başlıca tedavi yöntemleri cerrahi tedavi , varis çorabı, skleroterapi ( iğne tedavisi ) ve endovenöz girişimler ( damar içinden lazer tedavisi ) şeklindedir. Her bir yöntem varisin boyutuna ve yaygınlığına göre uygulanır.

    Skleroterapi ( iğne tedavisi ), daha çok telenjiektazi denilen örümcek ağı şklindeki mavi damarlarda ya da küçük varislere etkili olan bir yöntemdir. Çok ince iğnelerle, damar içerisine bir ilacın enjekte edilmesiyle yapılır. Aynı ilacın köpük haline getirilerek kullanılması da mümkündür. Bu uygulama, köpük tedavisi olarak da bilinir. Uygun hastalarda çok mucizevi sonuçlar alınırak hastalarda tam memnuniyet sağlanır.

    Endovenöz girişimler ( Laser tedavisi, Radyofrekans Ablasyon ), ultrason eşliğinde damar içerisine sokulan bir kateter ile damar içinden varisin büzüşmesi sağlanır. Bu yöntemde laser tedavisi kullanıldığı gibiHastaların hastanede kalmasına gerek kalmadan normal hayatlarına hemen dönmeleri sağlanır. Cild düzeyinde oluşan kılcal damarlara da cild üzerinden lazer verilerek bu hoş olmayan kılcal yapılar yok edilir. Böylece özellikle bayanların hoşlanmadığı bu durumda normal kozmetik görünüm yeniden ameliyatsız bir şekilde sağlanmış olur.

    Cerrahi girişimde amaç dıştan görülen varislerin çıkartılmasının yanısıra toplardamarların içinde yüksek basınca yol açan, ve hemen daima kasık bölgesindeki kapakçıkların yol açtığı yetersizliğin giderilmesidir. Hastaların ameliyat öncesinde Doppler ultrason ile incelenmesi bu nedenle çok önemlidir. Eskiden ayak bileğinden kasığa kadar tüm toplardamar bir tel yardımı ile çıkarılıyordu. Ancak gelişen teknoloji ile bu yöntem nadiren uygulanmaktadır. Günümüzde ideal tedavi lazer veya ses dalgası enerjisi kullanarak kasık-diz arasındaki sorunu gidermek ve diz altındaki varisleri ise bölgesel olarak çıkartmaktır.

    Hastada kapak yetersizliği yoksa tek gerekli olan genişlemiş varis yumaklarını üzerlerine yapılan küçük cilt kesileri ile çıkartmakdır. Bunlar cildin doğal çizgilerine paralel olarak yapılan 2-3 mm uzunlukta kesilerdir ve çoğu zaman dikiş gerektirmeden iyileşmektedir. Bu nedenle ameliyat sonrası iz kalmamaktadır. Girişim yan dal varislerin çokluğuna ve hastanın isteğine bağlı olarak genel anestezi veya lokal anestezi altında yapılabilmektedir.